One day something so magical fell from the sky
And all of the people they gathered to try
To catch it, all that they wanted
Forgetting they put it there
In their millions they traveled
And hope they might see
The closer they got
The more distant they'd be
To hold it, all that they wanted
Getting they pulled it there
And so into the darkness, they buried their lives
And gave it away to the stars and the sky
To catch it, all that they wanted
Forgetting they put it there
To hold it all that they wanted
Forgetting it was their.
.
13 Aralık 2013
1 Aralık 2013
Mevlana... man o to
Sen ve ben oturuyoruz...
Avluda serin bir esinti var...
İki görüntü, iki şekil, bir düşünce, sen ve ben.
Meyva bahçesi gölgesinde kuşların şarkıları dünyanın sırlarını ele veriyor
Ne zaman burada bu bahçede kendimizi bulduk,
Uzak yıldızların galaksilerin bakışları bize kadar geldi.
sen ve ben beraber gösterdik onlara ay'ı
sen ve ben, ''sen'' ve ''ben'' değil ''biz'' mutlak mutluluğuz.
mutluluk...boş ve özgür kelimeler, sen gibi ben var.
tüm bu kuşlar cennet, çocuksu bir kıskançlıkları var.
seninle, aynı yerde otururken, sen ve ben, yardım edemeyiz ama güleriz
gerçekte garip olan şey, sen ve ben, burada birlikte şimdi şu an.
zaman bir burada Batı'da, bir Doğu'da...
sanki biz hep buradaymışız gibi...
sen ve ben...
Avluda serin bir esinti var...
İki görüntü, iki şekil, bir düşünce, sen ve ben.
Meyva bahçesi gölgesinde kuşların şarkıları dünyanın sırlarını ele veriyor
Ne zaman burada bu bahçede kendimizi bulduk,
Uzak yıldızların galaksilerin bakışları bize kadar geldi.
sen ve ben beraber gösterdik onlara ay'ı
sen ve ben, ''sen'' ve ''ben'' değil ''biz'' mutlak mutluluğuz.
mutluluk...boş ve özgür kelimeler, sen gibi ben var.
tüm bu kuşlar cennet, çocuksu bir kıskançlıkları var.
seninle, aynı yerde otururken, sen ve ben, yardım edemeyiz ama güleriz
gerçekte garip olan şey, sen ve ben, burada birlikte şimdi şu an.
zaman bir burada Batı'da, bir Doğu'da...
sanki biz hep buradaymışız gibi...
sen ve ben...
22 Kasım 2013
ihtimal var...
yarın; sesimi duyamayacağın kadar uzak olabilirim mesela...
dokunamayacağın, göremeyeceğin, soramayacağın,
kızamayacağın, kırılamayacağın, inanamayacağın..
bir kez daha benimle gülemeyeceğin,
bir kez daha ellerimi avuçlarının içine alamayacağın, gözlerini kaçıramayacağın..
tüm cümleleri söyleyip isteyip de, susamayacağın, sarılıp uyuyamayacağın..
aynı sokaktan geçemeyeceğimiz, aynı şarkıyı dinleyemeyeceğimiz..
kavga bile edemeyeceğimiz, kal diyemeyeceğin,
ayrılamayacağın, hatta gidemeyeceğin kadar yok olabilirim..
seviyorsan kal. Yarın ölebilme ihtimalim var.
tamam o zaman
gidiyorsan, siktir git!
çöpü de götür.
kapıyı kapat.
kalın giyin.
hediyelerimi bırak.
el salla.
burnunu kaşı gittiğini anlayayım.
sigara bırak.
ışığı açık bırak.
ağzına sıçayım gitme!
yalnız gitme, sıkılırsın.
beni de götür.
çöpü de götür.
kapıyı kapat.
kalın giyin.
hediyelerimi bırak.
el salla.
burnunu kaşı gittiğini anlayayım.
sigara bırak.
ışığı açık bırak.
ağzına sıçayım gitme!
yalnız gitme, sıkılırsın.
beni de götür.
19 Kasım 2013
everybody's got to learn sometimes
Eloisa to Abelard
''How happy is the blameless vestal's lot!
The world forgetting, by the world forgot.
Eternal sunshine of the spotless mind!
Each pray'r accepted, and each wish resign'd''
Alexander Pope
Kaydol:
Yorumlar (Atom)




