Geçmişi düşünürken güzel zamanlarıyla hatırlıyorum. Bu bana hala bir gülümseme veriyor. Hala mutlu oluyorum.
Hatta canım acımıyor artık eskisi gibi. Bir tek şey dışında canım acımıyor artık...şarkılar...
hani bazı şarkılar vardır, birlikte dinlemekten zevk aldığın şarkılar onunla...bambaşka manalar kazanmış olan şarkılar...kötü biri olarak hatırlanmak ne acı...oysa ki ben böyle olsun istememiştim hiç.
Hiç demişken, ''hiç''liği anlatan bir şarkı keşfetmiştim. Nu diye bir abinin Mevlana'nın bir şiirinden esinlenip yaptığı o Fars'ça şarkı...''sen ve ben'' (man o to) derken aslında ''hiç''likten ne denli de güzel bahsetmişti.
İlk dinlediğimde sözlerini bulmak istedim, zar zor Fars'çasına ulaştım ve oradan da İngilizce'sine, hemen çevirdim elimden geldiğince. Eminim Fars'çadaki o duygu yoğunluğunu verememişimdir, İngilizce'den çevirdiğim için.
Fakat daha önce sözlerini ''hiç'' anlamadan dinlediğim bu şarkının aslında ''biz'' e nasıl dokunduğuna tanık oluınca gözlerim doldu.
Benim için çok özel, çok kıymetli birine dinletmeliydim. Belki o da benim gibi hissedecekti. Belki o da ''biz'' için dinleyecekti.
Dinlettim...
sözlerini okudu hemen, çevirimden. Sonrasında sosyal ağlardan birinde paylaştığını gördüm...kendi yorumlarıyla ve yine o çok sevdiği kadına göndermeler yaparak.
Daha önceleri de bunun gibi şeylere tanık olmuştum fakat içim bu denli burulmamıştı. Bu özeldi yahu...bu ''biz'' im içindi. Neden anlamıyordu ki bu adam bunu bir türlü...
Ben mi beceremiyordum acaba ifade etmeyi kendimi...ah... ne çok gel gitler yaşıyordum içimde. Bir bilebilseydi...belki de herşey çok daha anlaşılır ve güzel olurdu.
Eskiler hep şöyle derlerdi, çocukluğumdan anımsıyorum ''çabuk başlayan herşey çabuk biter''...sahi öyleydi. Ne acı ki öyleydi evet.
Çok uzun değil ama kısa değil, bir zaman önce ne yakınken şimdi yabancı dahi olamamak.
Bunu kabul ettiğim gün acının tüm iliklerime kadar dokunduğunu hissettim.
Ah be...şu şarkılar...
unutmak gerekli değil ki. Güzel anılarla hatırlamak ve insanın yüzüne bir gülümseme yerleşmesi kötü bir şey değil ki...
Ve aslında fark ettim ki, biz virgüllerle değil hep üç noktalarla yaşamışız zamanımızı.
Kötü şarkılar dinlemedik ki...kötü insanlar değiliz ki...
Beni unutma olur mu?
en azından birlikte dinlediğimiz birkaç şarkıda da beni anımsa ve yüzüne bir gülümseme otursun.
Sevgiyi ifade etmekte zorlandığım doğrudur fakat öğrendim ki gerçekten sevdiği zaman insan, hiç olmadığı birine dönüşüp, hiç davranmadığı şekillerde davranabiliyor.
Zaman...dilerim ki seni bana unutturmasın ve dilerim ki bir gün yeniden bir yerlerde karşılaşalım. Sana beni tanıman için bir fırsat daha sunsun. Bu defa daha bonkör olsun. Üç noktalarla dolu cümleler yerine hiç sonu gelmeyecek virgüllerle dolu cümleler kuralım bu defa.
ve bu olana dek, lütfen beni kötü anımsama.
olur mu...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder