Unutamayacağım bir konuşmaydı bu, şimdi anılarda kalan. Tuttuğum defterime not almışım. Bir daha hiç görmeyeceğim bir yabancıyla bir gece vakti aramızda geçen bu konuşma...Türkçe'leştirince aynı duygu yoğunluğunu verememiş olabilirim...fakat derdim zaten anlayana...
(- Ben + Yabancı)
- Verdiğin sözleri tutabiliyor musun ?
+ Bazen
- Söylediğin yalanlara kendin de inanıyor musun?
+ Bu tarif etmesi zor bir durum...inanmak değil de...umursamamak gibi.
- Seni gerçekten tanıyan biri var mı ?
+ Sanırım yok. Ben dahi kendimi tanıyamıyorum zaman zaman.
- Kendini yalnız hissediyor musun ?
+ Hep
- Değiştirmek için bir çaba ?
+ Denedim safi yorgunluk...
- Hayallerin var mı?
+ Var
- Gerçek olma yüzdeleri ?
+ Hesaplamadım
- Nerede olmak istersin ?
+ Bilmiyorum ama burada değil.
- Geldiğin yere mi gideceksin ?
+ ...
- ?
+ Am coming from nowhere...
+ Peki seni buraya kim gönderdi?
- Sanırım bunun cevabını ikimizde biliyoruz.
2008/march/durban
Yalnızlıkta evrenseldir tıpkı müzik gibi.
Din'i, dil'i, ırk'ı yoktur.
Yalnızsan yalnızsındır işte hepsi bu.
Ve bazen hiç tanımadığın birine, kısacık bir zaman diliminde anlatırsın ilk defa yüzleştiğin kendini.
O kendin oracıkta kalır ve yoluna devam edersin...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder